BİM’e Nasıl Şikayet Edilir? Edebiyatın Gözünden
Kelimenin gücü, tarihi boyunca insanlık için bir yön belirleyici olmuştur. Sözün sahibi olmak, bir anlam yaratma gücüne sahip olmak, toplumu şekillendiren unsurlardan biridir. Edebiyat, bu gücü en derin biçimde hissedebileceğimiz alanlardan biridir. Bir romanın kahramanının yaşadığı dramdan, bir şiirin huzur veren ahengine kadar, her kelime, bir toplumun ruhunu yansıtan, duygulara dokunan, değişimi başlatan bir araçtır. Ancak, sadece güzel sözlerin değil, adaletin, doğruluğun ve hakkın savunulmasının da kelimelerle yapılabileceği bir dünyada yaşıyoruz.
Bugün, bir hakkın savunulması, adaletin aranması, sistemin işleyişi hakkında sesimizi yükseltmek için kullandığımız araçlardan biri, şikayet etme hakkıdır. Türkiye’de bu süreçlerin başında gelen kurumlardan biri ise BİMER (Başbakanlık İletişim Merkezi)’dir. Ancak, edebiyatı bir araç olarak kullandığınızda, şikayet etmek sadece bir prosedür değil, bir anlatıya dönüşür. O halde, BİM’e nasıl şikayet edilir? sorusu üzerinden, bu işlemi edebiyat perspektifinden incelemek, kelimenin ve anlatının gücünü keşfetmek için bir fırsattır.
Şikayet, Bir Hikâye Oluşturmak Gibidir
Şikayet etmek, yalnızca bir yönetim kurumuna başvuru yapmak değildir. Bu, aynı zamanda bir hikâye anlatma eylemidir. Bir problem, bir eksiklik veya bir adaletsizlik karşısında sesini yükseltmek, aslında yaşadığın olayları bir anlatı haline getirmekle ilgilidir. Edebiyatın temelinde de zaten bu vardır: bir olayın, bir karakterin karşılaştığı sorunların, bir toplumun içsel çatışmalarının dile getirilmesi. Tıpkı klasik romanlarda bir kahramanın macerası gibi, şikayet dilekçeniz de bir tür hikâye oluşturur.
Örneğin, Kafka’nın Dava adlı eserinde, kahraman Josef K. bir suçlama ile karşı karşıya gelir ancak suçlamanın ne olduğunu bir türlü öğrenemez. Sistem, ona hiçbir açıklama yapmaz. Benzer şekilde, bir tüketici olarak BİM’e şikayetinizi yaparken, bazen sistemin size sunduğu geri bildirimler net olmayabilir, sorununuza hızlı bir çözüm gelmeyebilir. Ama şikayet ederken, her kelime, sistemle giriştiğiniz bir hikâye mücadelesine dönüşür. Her adımda çözüm arayışını anlatırsınız, tıpkı Kafka’nın eserindeki gibi. Hikâyenizde, doğru başvuruları yapmak, sistemin mekanizmalarını doğru şekilde kullanmak, bir romanın karakterinin doğru adımlarla amacına ulaşması gibi önemli bir noktadır.
BİM’e Şikayet Etmek: Başlangıç Noktası
Bir şikayet dilekçesi yazmak, tipik bir anlatı kurma sürecine benzer. Her hikâye, belirli bir başlangıç noktasına ihtiyaç duyar. BİM’e şikayet etmek için de öncelikle olayın ortaya çıkması gereklidir. Bu, tıpkı bir romanın ya da hikâyenin ilk cümlesi gibi, bir anlam ifade etmeli ve size yol göstermelidir.
Örneğin, bir ürün kusurlu çıktıysa, ya da bir hizmet beklentilerinizi karşılamadıysa, öncelikle yaşadığınız bu olayı bir başlangıç noktası olarak alırsınız. Edebiyat teorilerinden yararlanarak, olayın başlangıcındaki ‘boşluk’ veya ‘çelişki’yi görebiliriz. Yunan tragedyalarında, kahramanın karşılaştığı ilk çatışma, aynı şekilde bir şikayet dilekçesinde de olayın temel sorunu olarak yer alır. Şikayetinizin başı, yaşadığınız sorunun ilk anıdır ve bu, yazdığınız anlatının en önemli parçasıdır.
Anlatı Teknikleri: İyi Bir Şikayet Dilekçesi Nasıl Yazılır?
Edebiyat kuramlarında, bir anlatıyı etkili kılmak için kullanılan çeşitli teknikler vardır. Bu teknikler, şikayet dilekçenizin etkili olması için de önemlidir. Burada, kronolojik anlatım, neden-sonuç ilişkisi ve belirgin bir tema yaratma gibi anlatı tekniklerinden faydalanabilirsiniz. Her şikayet dilekçesi, anlatısal bir yolculuktur. İyi bir şikayet dilekçesi, önce olayın ne olduğunu, ardından neden şikayetçi olunduğunu, sonunda ise çözüm beklediğini belirtir.
Bir şikayet dilekçesinde, olayın ve kişinin karşılaştığı sorunun net bir şekilde belirtilmesi gerekir. Yunan tragedyasındaki trajik kahramanlar gibi, bir şikayet de doğru bir biçimde yapılandırılmalıdır. Bu da demek oluyor ki, şikayet dilekçesinde, neden şikayetçi olduğunuzu, neyin yanlış gittiğini ve ne beklediğinizi açıkça belirtmelisiniz.
Örneğin:
1. Başlangıç: Yaşadığınız olay ve sorun açıklanır.
2. Orta Kısım: Sorunun detayları, etkileri anlatılır.
3. Sonuç: Çözüm talebi ve beklenti dile getirilir.
Şikayet Sürecinin Toplumsal ve Kültürel Yansıması
Bir şikayet dilekçesi, aslında yalnızca bireysel bir olayı yansıtmaz, toplumsal ve kültürel bir bağlamda da şekillenir. Hemen her toplumda, insanların haklarını savunma biçimleri edebiyatla paralellik gösterir. Türkiye’de BİMER’e şikayet etmek, çoğu zaman bir tür toplumsal eleştiri ve hukuki hak arama biçimidir.
Edebiyat, genellikle toplumsal yapıyı eleştirir ve bireyin yerini sorgular. Aynı şekilde, şikayet dilekçesi de toplumsal bir sorunun çözümü için bir tür çağrı yapar. Tıpkı Haldun Taner’in Edebiyat Kuramları eserindeki gibi, edebiyat, toplumun birey üzerindeki etkisini ve bireyin topluma olan karşıtlıklarını anlatırken, BİM’e yapılan bir şikayet de toplumla olan bu ilişkiyi sorgulayan bir mektup olur. Bu yazışma, bir başvuru yapmaktan çok daha fazlasıdır; bir anlamda, sistemin size cevap vermesini talep ettiğiniz bir toplumsal diyalog başlatmaktır.
Sonuç: Sesimizi Yükseltmek
Sonuçta, BİM’e şikayet etmek, sadece bir başvuru süreci değil, bir anlatı yaratma sürecidir. Bu anlatı, sadece dilekçenizin içeriğini değil, aynı zamanda adaletin ve hakkın aranışını da yansıtır. Edebiyatın gücü, tıpkı bir şikayet dilekçesinin gücü gibidir; her kelime, her cümle, her anlatı bir amaca hizmet eder: doğruyu bulmak, sorunu çözmek ve bir çıkış yolu aramak.
Peki, sizce her şikayet dilekçesi bir hikâye olabilir mi? Ya da edebiyat, gerçek hayatın sorunlarını anlatmada ne kadar etkili olabilir?