İçeriğe geç

Mangal sırası nasıl olmalı ?

Mangal Sırası Nasıl Olmalı?

İzmir’de yaşıyorum, biliyorsunuz. Hava ne zaman güzel olsa, hemen bir mangal yapılır. Bizim burada mangal yapmak, bir gelenek haline gelmiş durumda. Herkes mangal partisi için bir araya gelir ama gelin görün ki, o mangal sırası… Ah, o mangal sırası! Adeta bir politika, bir diplomasi savaşı gibi! Mangal sırasının nasıl olması gerektiğini anlatmaya çalışacağım, ama her şeyden önce bilinmesi gereken bir şey var: Mangal sırası, yazılı kurallarla değil, o anki ruh haline göre belirlenir.

Evet, belki de yanlış duydunuz ama mangalda “sıra” diye bir şey yoktur, sadece “kimse ben yakından mangalı takip etmemiştim, bari bu sefer ben yapayım” dediği an bir araya gelir. Yani, mangal sırası bazen içgüdülerle şekillenir, bazen de rastlantıların ve iç seslerin etkisi altına girer.

Mangal Partisi: Giriş

Geçen hafta, o tipik mangal günlerinden birinde, şehrin dışına doğru kaçıp arkadaşlarla mangal yapmaya gittik. Önce herkes “Bugün işimiz çok, mangalı ben yaparım” falan dedi. Ama biliyorsunuz ki, her mangal partisinde başımıza gelen klasik bir sorun var: Mangal sırası! Öyle bir an gelir ki, herkes birbirini göz hapsine alır ve birer birer yer değiştirmeye başlar. Bir adım geri gitsen, birileri seni geçer. Bir adım ileri gitsen, “Ya ama ben mangal yakacağım” diyen bir arkadaş gelir, seni tahtından eder. Kısacası, her şey o anki enerjiyi doğru anlamaya bağlı.

Mangal Sırası Nasıl Olmalı? – Kurallar

Her şeyden önce, biz İzmirli’ler mangal yapmayı severiz, ama bu mangal meselesinin de belli kuralları var. Belki de sosyal medyada sürekli gördüğümüz o “Mangalda kim ne yapacak?” başlıklı paylaşımlar, aslında birer küçük felsefi sorgulamalar. Bu konuda düşünürken şunu fark ettim: Mangal sırası aslında ne kadar basit olsa da, içerdiği ince diplomasi stratejileri bir hayli karmaşık. Hadi, şimdi mangalda sırasıyla yapılması gerekenleri sırayla inceleyelim.

1. Mangalcıyı Belirlemek: Kimse İstemese de

Başlangıç noktasını belirlemek çok önemli. Çünkü mangalı başlatmak öyle her babayiğidin harcı değildir. Sıra nasıl olacak sorusu buradan başlar: Kim mangalı yakacak? Bu soruyu genelde herkesin susarak birbirine soruyor. Sonunda, en tembel kişi bu soruyu cevapsız bırakıp, “Ya, ben daha önce yapmıştım, hadi bu sefer sen yap,” der. İşte o an, bir yandan gözlerim dolaylı olarak bana çevrilir, bir yandan da iç sesim “Bir dakika, bu kadar sorumlulukla ben mi başa çıkabilirim?” diye yankı yapar. Neyse ki, herkesin gözlerinde o gerginlik varken, mangalı yapmak isterim.

İç sesim: “Hadi, bu senin işin. Ne de olsa kimse yapmayacak!”

Gerçek: “Ama ya o an herkes seni izlerse, ve etin tam pişmezse?”

Bu içsel çatışma, mangalı kimin yapacağı konusunun ne kadar stratejik bir karar olduğunu gösteriyor.

2. Et Seçimi ve Düzenleme: Kimse “Ben Bunu İstemiyorum” Demesin

Bir diğer büyük mesele de et seçimi. Bir arkadaşım var, her defasında “Bana kuzu eti getir!” der. Diğerleri ise sadece tavuk ister, “Böyle etten anlamam” diyerek tavuk terbiyesi isterler. İşte bu noktada diplomasi başlar:

“O zaman kuzu ve tavuk karıştıralım, ne dersiniz?” demek yerine, herkesin ortak noktasına inmek zorundasınız. Bu sırada herkesin baktığı yer “Ne yediğini bilmediği et” oluyor. Ya da “Ben eti az pişmiş seviyorum!” diye bağıran bir arkadaş… O an, içimdeki “hayır” duygusuyla ama çok nazik bir şekilde, etin yanına bir tane domates koyarak atmosferi yatıştırmaya çalışırım.

Mangalın Süresi: “Ben Tuttuğum Yeri Bilmiyorum”

Mangal partilerinde en zor anlardan biri de mangalın pişme süresi. 1 saat boyunca etler bir türlü pişmez, ama mangalı kimse bırakmak istemez. Bu da ayrı bir dert: Kimse beklemekten hoşlanmaz ama mangalda beklemek başka bir boyut. Herkes bir köşe tutar, kimse hareket etmez. Kimse kimseyi geçmeye cesaret edemez. Sonra biri “Hadi abi, pişenler gelsin,” diye bağırır. O sırada 3-4 kişi aynı anda öne atılır ve herkes birbirine “Burası benim yerim!” der.

İç sesim: “Gerçekten de et pişmedi mi? Bir yandan karnımda guruldama, bir yandan mangalı pişirme telaşı. Peki, ya kimse et almazsa?”

Gerçek: “Evet, gerçekten kimse et almak için sırasını beklemiyor!”

Çatışmalar ve Yumuşatma: Arada Bir Tansiyon Olmalı

İşte mangalda son aşamaya geliyoruz: “Bir et parçası kimin olacak?” Bu soruyu kimse net bir şekilde soramaz, çünkü sorulan soruya kimse cevap veremez. Ama beklenmedik bir anda, “Buna ben sahip oluyorum!” gibi bir patlama yaşanır. Burada devreye biraz daha uzlaşmacı ve içtenlikle yapılan “Abi, hadi sen al” cümlesi girer. O zaman çözüm bulunur, ortam biraz yumuşar.

Mangal Sonrası: Kim Kiminle Kalkacak?

Ve tabii ki mangal sonrası… Asıl sorulması gereken soru bu. Kimse mangalı yaparken, kimse temizleme işini yapmaz. Ama burada tam olarak mangalda pişen etlerin tadı değil, herkesin çenesi önde olur. Mangaldan kalkarken ya da etler bitip sıra tatlıya geldiğinde, herkes başka bir yere kayar. Herkes bir köşeye geçer, yeni oyunlar oynar, eski çakma şarkılarla ortalığı inletebilir. Ama her şey, mangalda kimsenin sıraya girmemesi gerektiğiyle biter.

Sonuç: Mangalın En Güzel Yeri Sırası

Kısacası, mangalda sıra diye bir şey yok. Mangal sırası nasıl olmalı sorusuna en doğru cevabı vermek imkansız. Çünkü her şey o anın içinden çıkıyor. Kimi zaman herkesin istediklerini yapmaya çalışıyorsunuz, kimi zaman ise herkes kendi işini yapıyor ve siz bekliyorsunuz. Ama sonuçta, her şey pişiyor ve sonunda en güzel kısmı: sohbet, gülüşmeler ve mangalın o sıcak kokusu… Tüm o gergin anlardan sonra sadece etin tadı kalır ve arada kaybolan bir arkadaş anısı.

Evet, o zaman kesinlikle şunu diyebiliriz: Mangal sırası? Hiçbir zaman kimsenin umurunda değildir!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
betci giriş